nounB2
parallel
US:/ˈpærəˌlɛl/UK:/ˈpærəlɛl/
Benzerlik, koşutluk
"A person or thing that is similar or analogous to another."
Örnek Cümleler
"There are striking parallels between the two cases."
İki vaka arasında çarpıcı benzerlikler var.
"His achievements have no parallel in modern history."
Onun başarılarının modern tarihte bir benzeri yok.
"Literary critics often draw a parallel between the protagonist's journey and classic mythological quests, highlighting universal themes of heroism and transformation."
Edebiyat eleştirmenleri, kahramanın yolculuğu ile klasik mitolojik arayışlar arasında sık sık paralellik kurar, kahramanlık ve dönüşümün evrensel temalarını vurgular.
Eş Anlamlılar
equivalentcounterpartanalogy
Zıt Anlamlılar
contrastdissimilaritydivergence
Kalıplar
- draw a parallel
- find a parallel
- without parallel
Kullanım Sıklığı
En sık kullanılan 7,558. kelime
#7,558
